Yapay Zeka Teknolojileri ve Hukuki Çerçeve: Almanya’dan İlk Karar
Almanya’daki “LAION” kararı, metin ve veri madenciliği istisnalarının yapay zekâ eğitimine uygulanması konusunda ilk örneklerden biri oldu. Bu karar, bilimsel araştırma istisnası ile TDM sonrası veri seti kullanımı arasındaki hukuki sınırları netleştirmeye ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

Hamburg Eyalet Mahkemesi (Landgericht Hamburg) nezdinde görülen 310 O 227/23 sayılı davada; davacı, kendisine ait bir fotoğrafın, davalı konumundaki kar amacı gütmeyen bir dernek tarafından yapay zeka eğitim verisetine dahil edilerek kopyalandığını öne sürdü. Fotoğrafın yer aldığı ajansın web sitesinde, otomatik erişim ve veri kazıma (scraping) faaliyetlerini yasaklayan bir metnin varlığına rağmen, davalı bu fotoğrafı işleme tabi tutmuştu.
Davalı ise telif hakkı ihlali iddialarına karşı, Almanya Telif Hakları Kanunu’ndaki (UrhG) istisnai hükümlere atıfta bulundu. Özellikle metin ve veri madenciliğini düzenleyen § 44b UrhG ile bilimsel araştırma amaçlı veri madenciliğine izin veren § 60d UrhG maddelerine dayanan davalı, amaçlarının bilimsel araştırmaya hizmet ettiğini ve ticari bir kazanç amacı gütmediklerini savundu.
UrhG'nin ilgili maddeleri, özellikle § 44b (TDM istisnası, DSM Direktifi m.4’ün iç hukuka yansımış hâli) ve § 60d (bilimsel araştırma amacıyla TDM istisnası, DSM Direktifi m.3’ün iç hukuka aktarımı), bu davada ana eksen olarak ele alınmaktadır. Mahkeme, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan LAION’un veri seti oluşturma ve analiz etme faaliyetlerinin § 60d UrhG çerçevesinde meşru kabul edilebileceğine hükmetmiştir. Böylelikle, metin ve veri madenciliğinin yapay zekâ alanındaki bilimsel araştırmalarda yasal dayanağa sahip olduğu sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, TDM faaliyetlerinin ardından LAION’un oluşturduğu veri setini herhangi bir kişi veya kuruluş tarafından ticari amaçlar da dâhil olmak üzere kullanıma açmasının, ilgili TDM istisnalarının kapsamının ötesine geçen kullanım biçimlerini gündeme getirdiği görülmektedir.
UrhG § 60d, DSM Direktifi m.3’ün Almanya’daki karşılığı olarak bilimsel araştırma amacıyla belirli çoğaltma ve çıkarma (reproduction and extraction) işlemlerine izin vermektedir. Ancak bu hüküm, TDM sürecinin tamamlanmasından sonra elde edilen veri setinin herkese açık bir şekilde sunulması, kamuya iletilmesi (making available to the public) veya yeniden üretimi gibi ilave fiilleri kapsamamaktadır. Aynı şekilde, UrhG § 44b, DSM Direktifi m.4’ün iç hukuka aktarımı olup temel olarak metin ve veri madenciliği için gerekli ve yasal olarak erişilebilen içeriklerin çıkarılması ile sınırlanmaktadır; bu düzenlemenin de veri setinin kamuya açık hâle getirilmesine veya sonrasında yapılacak diğer telif hakkı kısıtlamasına tâbi fiillere genişletilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, LAION’un TDM sürecini tamamladıktan sonra veri setini herkesin kullanıma sunduğuna ilişkin durumu yeterince ayrıntılı biçimde değerlendirmediği dikkat çekerken, DSM Direktifi’nin m.3 ve m.4 hükümlerinin kapsamının ne ölçüde YZ eğitim faaliyetlerini de içerdiği sorusunu da yanıtsız bırakmaktadır. TDM istisnaları, telif hakkı korunan içeriklerden veri madenciliği yöntemiyle bilgi çıkarılmasını olanaklı kılmakta, ancak elde edilen sonuçların sonraki aşamalarda, örneğin yapay zekâ modellerinin eğitimi veya ticari amaçlı kullanımına yönelik yapılan yeni çoğaltmalar veya kamuyla paylaşım işlemlerini doğrudan meşrulaştırmamaktadır. Bu sebeple, LAION kararının, “bilimsel araştırma” kavramının geniş yorumlanması suretiyle veri madenciliğine dayalı süreçleri hukuka uygun sayarken, TDM ile yapay zekâ eğitimi arasındaki ince çizgiyi yeterince açıklamadığı görülmektedir. Bu eksik yaklaşım, TDM sürecinin ötesine geçen ek fiillerin (yeniden üretim, kamuya iletim gibi) telif hakkı ihlâline yol açıp açmadığı sorusunu yanıtsız bırakmaktadır.
Ayrıca, mahkemenin kamuya açık olan içeriklerin “hukuken erişilebilir” (lawfully accessible) kabul edilebileceğine dair yaklaşımı da tartışma konusu olmaktadır. Telif hakkı korunan bir görselin çevrimiçi ortamda su işaretiyle sunulmuş olması, o görsele her amaca yönelik sınırsız kullanım hakkı tanımamaktadır. DSM Direktifi m.3 ve m.4 ile getirilen TDM istisnaları, hukuken erişilebilir eserler üzerinde gerçekleştirilen belirli analizleri kapsamakta, ancak bu husus kamusal erişim ile hukuken geçerli erişimin her zaman örtüştüğü anlamına gelmemektedir. Bunun yanı sıra, hakkın tüketilmemesi ilkesi ve DSM Direktifi m.4(3)’te yer alan hak sahibinin kullanıma itiraz etme imkânı, kamuya açık olan içeriğin her şekilde serbestçe işlenebilmesini engellemektedir.
LAION kararı, metin ve veri madenciliğinin bilimsel araştırma alanındaki kullanımına dair önemli ipuçları sunmaktadır. Ancak kararın TDM ile yapay zekâ eğitim süreçleri arasındaki farkları ele alış biçimi eksik görünmektedir. Bilimsel araştırma amacıyla yapılan veri çıkarmalarına ilişkin istisnalar, sonraki aşamalarda gerçekleştirilen her türlü telif hakkı kısıtlamasına tâbi fiili otomatik olarak meşrulaştırmamaktadır. Bu nedenle, kararın mevcut hâliyle ileriye dönük genel bir yol gösterici nitelik taşıdığı söylenememektedir. TDM ile yapay zekâ eğitimi arasındaki etkileşimi daha net biçimde tanımlayan yeni hukuki değerlendirmeler ve üst mahkemelerin yapacağı incelemeler, ileride daha tutarlı bir çerçeve oluşmasına katkıda bulunacaktır. Yapay zekâ eğitim süreçlerinin telif hukuku karşısındaki konumuna ilişkin kapsamlı ve dengeli yorumların ortaya çıkması, zaman içinde verilecek diğer yargı kararları ve yasal düzenlemelerle mümkün olacaktır.