Bir sesi taklit etmek için artık yetenekli bir taklitçiye veya stüdyo donanımına gerek kalmadı. Artık, birkaç dakikalık kayıtla eğitilen bir yapay zekâ modeli, kişinin hiç söylemediği cümleleri onun tınısı, tonlaması ve söyleyişiyle üretebilmektedir. Bu imkân dublaj ve seslendirmeden reklamcılığa, eğlence uygulamalarından dolandırıcılığa kadar geniş bir alanda kullanılmaktadır. Ses sahibi bu sürece rıza göstermediğinde ise cevabı kolay olmayan hukukî sorular ortaya çıkmaktadır: Kişinin sesi üzerindeki menfaati hangi hükümlerle korunur? Sesi klonlanan kişi hangi taleplerle, hangi mahkemeye başvurabilir?
Türk hukukunda sesi kendine özgü biçimde koruyan tek bir düzenleme yoktur. Ses; kişilik hakkının bir görünümü olarak TMK m. 24-25’te, kişiyle ilişkilendirilebilen veri olarak KVKK’da, icra veya kayıt olarak FSEK’te, tanınmışlığın taşıdığı ticarî değer bakımından TTK’nın haksız rekabet hükümlerinde koruma bulabilir. Bu dağınıklık yalnız kuramsal bir mesele değildir; daha davanın açılışında pratik bir soruya dönüşür. FSEK’ten doğan davalar ihtisas mahkemesi olan fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesinde, kişilik hakkına ve kişisel verilere dayanan davalar ise kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Aynı olay birden fazla rejime temas ettiğinde, görevli mahkemenin hangisi olduğu tartışmaya açılır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 22 Mayıs 2026 tarihli kararı, bu tartışmanın yayımlanan içtihada yansıyan güncel bir örneğidir. Ülke çapında tanınan bir oyuncu, sesinin bir uygulama tarafından yapay zekâ ile klonlandığı ve ücret karşılığında kullanıcılara sunulduğu iddiasıyla dava açmış; iki mahkeme peş peşe görevsizlik kararı verince uyuşmazlık, esasına girilemeden kanun yoluna taşınmıştır. Daire, mevcut talep yapısında fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesinin değil, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varmıştır.1
Bu inceleme kararı iki soru çerçevesinde ele almaktadır. Birinci soru usule ilişkindir: ses klonlama iddiasına dayanan bir davada görevli mahkeme neye göre belirlenmelidir? İkinci soru maddî hukuka ilişkindir: izinsiz klonlanan ses, Türk hukukunda hangi hükümlerle ve hangi şartlarla korunabilir?
Uyuşmazlık ve görev sorunu
Davacı, ülke çapında tanınan bir senarist, oyuncu ve komedyendir. Karara yansıyan iddiaya göre bir uygulama, davacıya ait ses verilerini yapay zekâ aracılığıyla işlemiştir: kayıtlar depolanmış, sınıflandırılmış, aktarılmış, kopyalanmış ve değiştirilmiştir. Bu verilerle eğitilen sistem, kullanıcılara ücret karşılığında istedikleri cümleyi davacının sesiyle üretme imkânı sunmuştur. Uygulamayı kullanan bir kişi, davacının hiç söylemediği bir sözü onun sesinden dinletebilmektedir.
Davacı asıl davada saldırının durdurulmasını ve önlenmesini, birleşen davada maddî ve manevî tazminat ödenmesini istemiştir. Dilekçede Anayasa m. 20/3, KVKK, TMK m. 23-25 ve TBK m. 58’e dayanılmıştır.
Karar metninde dayanaklar arasında “4982 sayılı Bilgi Toplama Kanunu” ifadesi de geçmektedir. 4982 sayılı Kanun’un resmî adı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’dur; Kanun, kamu kurumları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerine ilişkin bilgi edinme hakkını düzenler ve özel bir ses klonlama uygulamasına karşı açılan davada maddî hukuk dayanağı oluşturması güçtür. Dosyadaki dilekçeler görülmeden kesin bir yargıya varılamaz; yayımlanan karar metniyle sınırlı bir okumada bu ifade, taraf anlatımının aktarımı sırasında ortaya çıkmış bir adlandırma hatası izlenimi vermektedir.2
Davalı üç savunma ileri sürmüştür. Birincisi, uygulamadaki ses kayıtlarının ve kullanıcı cihazlarındaki dosyaların silindiği, bu nedenle durdurma ve önleme taleplerinin konusuz kaldığıdır. İkincisi, KVKK m. 5/2-d uyarınca ilgili kişi tarafından alenileştirilmiş verilerin açık rıza olmaksızın işlenebileceğidir. Üçüncüsü, uygulamada kullanılan sesin davacıya ait bir kayıt olmayıp bilgisayar programıyla değiştirilmiş sentetik bir ses olduğudur. Bunlar taraf savunmalarıdır; BAM kararında bu savunmaların esası hakkında bir kabul veya ret hükmü kurulmamıştır.
Dava esasa girilemeden görev sorununa takılmıştır. Önce açıldığı Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesi, BAM kararında davacı vekilinin istinaf sebepleri arasında aktarıldığı kadarıyla, fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve bu karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. Dosyanın gönderildiği Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi ise uyuşmazlığın kişilik hakkı ile kişisel verilerin korunmasına dayandığı ve FSEK’in uygulanmasını gerektiren bir talep bulunmadığı gerekçesiyle karşı yönde görevsizlik kararı vermiştir. Böylece iki mahkeme de davaya bakmayı reddetmiştir. Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi, ikinci karara yönelik istinaf başvurusunu HMK m. 353/1-b.1 uyarınca esastan reddetmiş ve kararın HMK m. 362/1-c gereğince kesin olduğunu belirtmiştir.
Bu aşamada HMK m. 21-22’deki yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulamaz; çünkü bu yol, iki görevsizlik kararının da kanun yoluna gidilmeksizin kesinleştiği hâllere özgüdür. İncelenen uyuşmazlıkta ikinci görevsizlik kararı istinaf denetiminden geçmiştir. HMK m. 23/2 uyarınca kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen görev kararı, davaya bundan sonra bakacak mahkemeyi bağlar. Bu nedenle davacının, istinaf ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK m. 20/1 uyarınca dosyanın Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini isteyecektir.3
Görev incelemesinin hukukî çerçevesi
BAM, incelemesini görev uyuşmazlığıyla sınırlamıştır. Daire; ses klonlamanın hukuka aykırılığı, alenileştirme savunması, sentetik sesin sorumluluğa etkisi ve tazminat şartları hakkında hüküm kurmamış, tarafların maddî hukuk iddialarını yalnız görevli mahkemenin belirlenmesi amacıyla aktarmıştır. Bu değerlendirmenin sonucunda asliye hukuk mahkemesi görevli sayılmıştır.
Kararın değerlendirilmesinde de bu sınır gözetilmelidir. Görev incelemesinde mahkemeden, esas yargılamasında kanıtlanacak bütün teknik ayrıntıları çözmesi beklenemez. Ne var ki görev, kamu düzenine ilişkin bir dava şartıdır ve mahkemece kendiliğinden incelenir. İnceleme, dava dilekçesinde anılan kanun adlarının sayılmasıyla sınırlı tutulamaz; tarafların ileri sürdüğü maddî vakıalar ile talep sonucu birlikte değerlendirilmelidir.
HMK m. 33 uyarınca hâkim, Türk hukukunu kendiliğinden uygular. Tarafların hukukî sebebi yanlış göstermesi veya hiç göstermemesi, ileri sürülen vakıalara uygulanacak hükmü tek başına belirlemez. Bu nedenle gerekçede davacının FSEK’e dayalı bir talebinin bulunmadığı yönündeki tespit, görev sonucunu tek başına taşıyamaz.
Öte yandan HMK m. 33, hâkime yeni vakıa kurma yetkisi vermemektedir. HMK m. 25 uyarınca hâkim, tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz; m. 26 uyarınca da talep sonucuyla bağlıdır.4 Bu çerçevede belirleyici olan, davacının dilekçesinde FSEK’i anıp anmaması değil, ileri sürülen vakıalar ile taleplerin FSEK’in düzenlediği bir hukukî ilişki doğurup doğurmadığıdır.
Karar metnine yansıyan anlatıma göre dava, belirli bir eserin, icranın veya ses kaydının kullanıldığı iddiası üzerine kurulmamıştır. Davacının mesleği belirtilmekle birlikte; modelin hangi kayıtlarla eğitildiği, bu kayıtların korunan bir icra içerip içermediği ve hakların kime ait olduğu konusunda somut bir vakıa aktarılmamaktadır. Bu durumda mahkemenin, dilekçede yer almayan bir eğitim verisi kaynağını varsayarak FSEK ilişkisi kurması HMK m. 25 ile bağdaşmaz. Sonucu savunulabilir kılan, davacının kanun adı tercihi değil, karar metnine yansıyan vakıa ve taleplerin kişilik hakkı ile kişisel verilerin korunması çerçevesinde kurulmuş olmasıdır.
O zaman ses üzerindeki yapay zeka ile klonlama konusunda gidilebilecek yollar neler olabilir?
Türk hukukunda uygulanabilecek koruma yolları
Ses klonlama günlük dilde kolayca analayacağımız bir fiili anlatır; hukukî değerlendirmede ise aynı olayın içinde birbirinden ayrılması gereken üç konu vardır. Birincisi, kişinin başkalarınca tanınmasını ve ona belirli ifadelerin atfedilmesini sağlayan ses kimliğidir. İkincisi, belirli bir anda tespit edilmiş somut ses kaydıdır. Üçüncüsü, kayıtların işlenmesiyle elde edilen konuşmacı özellikleri, profiller ve model parametreleri dâhil olmak üzere kişiyle ilişkilendirilebilen verilerdir. Bir dublaj kaydı üzerinden düşünüldüğünde ayrım somutlaşır: kaydın izinsiz çoğaltılması başka, kayıttan konuşmacı profili çıkarılması başka, bu profille kişinin hiç söylemediği cümlelerin üretilip satılması başka bir hukukî meseledir.
Bu ayrımın davada nasıl çalıştığını, yapay zekâ ile ses klonlamayı doğrudan konu alan güncel bir Amerikan kararı da incelemektedir. Lehrman v. Lovo’da ses sanatçıları, belirli metinleri seslendirmek için verdikleri kayıtların sonradan kendilerine ait yapay sesler oluşturmak ve pazarlamak amacıyla kullanıldığını ileri sürmüştür. New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi, davanın reddi talebi aşamasında her talebi kendi unsurlarıyla incelemiştir: özgün ses kaydının tanıtım materyallerinde kullanılmasına dayanan telif talebi ile New York hukukundaki izinsiz ses kullanımı taleplerinin devamına izin verilmiş; model eğitimine dayanan telif talepleri olguların yeterince açıklanmaması nedeniyle, haksız rekabet talepleri ise gerekli unsurlar kurulmadığı için reddedilmiştir. Karar yukarıda bahsettiğimize benzer bir yöntem izlemiştir. Aynı olaydan doğan talepler toptan değil, tek tek ve kendi şartlarıyla değerlendirilmelidir.5
FSEK korumasının sınırları
Görev tartışmasını doğuran soru, uyuşmazlığın FSEK kapsamına girip girmediğidir. Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, görevsizlik gerekçesinde FSEK m. 84 ve m. 86’yı ayrıca değerlendirmiştir. FSEK m. 84, bir işareti, resmi veya sesi nakle yarayan bir araç üzerine tespit eden ya da bunları ticarî amaçlarla haklı olarak çoğaltan veya yayan kişiye, aynı araçtan yararlanılarak gerçekleştirilen çoğaltma ve yaymayı önleme imkânı tanır. Koruma, kişinin sırf kendi sesinin sahibi olmasından değil, maddede sayılan tespit, haklı çoğaltma veya yayma sıfatlarından doğar. Bu nedenle ses sahibi, sesin kendisine ait olduğu iddiasıyla m. 84 kapsamındaki hak sahipliğini kurmuş olmaz.
FSEK m. 86 ise eser niteliği taşımasalar bile resim ve portrelerin umuma arzını düzenler; ses bu hükmün konusuna girmez. Maddenin dördüncü fıkrası, TMK m. 24’teki genel kişilik hakkı korumasını ayrıca saklı tutmaktadır. Dolayısıyla ses kimliğinin izinsiz kullanımını, m. 86’daki resim ve portre korumasını genişleterek değil, öncelikle genel kişilik hakkı hükümleri çerçevesinde değerlendirmek sistematik bakımdan daha isabetlidir.6
Davacının oyuncu ve komedyen olması, FSEK m. 80’in uygulanması için tek başına yeterli değildir. FSEK m. 80 anlamında icracı sanatçı, bir eseri sahibinin izniyle özgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan veya başka bir biçimde icra eden kişidir. Her konuşma ve her ses kaydı korunan bir icra oluşturmaz. Maddede ayrıca icranın tespiti ile tespitin çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması, ödünç verilmesi, temsili ve umuma iletimi gibi haklar sayılmış; genel bir “işleme hakkı” öngörülmemiştir.7
Modelin eğitiminde belirli bir filmin, gösterinin, dublajın veya başka bir korunan icranın tespitinden yararlanıldığı somut olarak ileri sürülür ve teknik çoğaltma ispatlanırsa, FSEK m. 80 uygulama alanı bulabilir. Hak devri sözleşmeleri, kullanılan kaydın niteliği, eğitim sırasında gerçekleştirilen teknik işlemler ve üretilen çıktının kaynak icrayla ilişkisi bu değerlendirmede belirleyicidir. Böyle bir hukukî ilişki kurulduğunda FSEK m. 76’daki görev kuralı da uygulanır. Ancak bu sonuç davacının mesleğinden çıkarılamaz; somut vakıa ve delille kurulması gereken bağımsız bir iddiadır.
Bu korumanın ses bakımından nasıl işletildiğine Türk uygulamasından bir örnek verilebilir. Bir seslendirme sanatçısının televizyon dizisi için kaydettiği replik, izinsiz olarak bir müzik albümündeki şarkının girişinde kullanılmıştır. İlk derece mahkemesi; seslendirme muvafakatinin yalnız diziye ilişkin olduğu ve aynı kaydın aynen dahi olsa farklı bir ortamda kullanılmasının sanatçının iznini gerektirdiği gerekçesiyle davacıyı FSEK m. 80 anlamında icracı sanatçı kabul etmiş, FSEK m. 68 uyarınca üç kat maddî tazminata ve manevî tazminata hükmetmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı onamıştır.8 Uyuşmazlığın fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesinde görülmüş olması da kayda değerdir: belirli bir icraya ve tespite dayanan ses talebi ihtisas mahkemesine giderken, kişilik hakkına ve kişisel veriye dayanan ses klonlama iddiası incelenen kararda asliye hukuka bırakılmıştır. Modelin eğitiminde belirli bir seslendirme kaydının kullanıldığı ispatlanabilirse, iznin kullanım alanıyla sınırlı yorumlanması yaklaşımı, rızanın kapsamı tartışmasına doğrudan aktarılabilir.
Kayıt ile kimlik arasındaki sınır karşılaştırmalı hukukta da izlenebilmektedir. Laws v. Sony Music Entertainment kararında davacının gerçek ses kaydından lisanslı bir örnek kullanılmış; mahkeme, somut olgular bakımından California hukukundaki kişilik temelli talebin federal telif hukukuyla bertaraf edildiği sonucuna varmıştır. Tespit edilmiş kaydın çoğaltılması veya örneklenmesi telif rejiminin alanında kalmakta; kayıttan bağımsız ses kimliği ise farklı bir korumanın konusunu oluşturmaktadır.9 Türk hukukuna uyarlanmış biçimiyle söylenirse, belirli bir kaydın veya icranın kullanımı FSEK’i, kayıttan bağımsız ses kimliğinin taklidi ise öncelikle kişilik hakkını gündeme getirmektedir.
Kişilik hakkı ve ses kimliği
Ses kimliğinin izinsiz ticarî kullanımı, somut olayın koşullarına göre TMK m. 24-25 kapsamında kişilik hakkına saldırı oluşturabilir. TMK m. 25; saldırı tehlikesinin önlenmesi, sürmekte olan saldırıya son verilmesi ve etkileri devam eden sona ermiş saldırının hukuka aykırılığının tespiti taleplerini düzenler. Maddî ve manevî tazminat ile saldırı sonucu elde edilen kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre istenmesi saklıdır; TBK m. 58 ise kişilik hakkının zedelenmesine bağlı manevî tazminatı ayrıca düzenlemektedir.10
Ses kimliğinin izinsiz ticarî kullanımını kişilik hakkı temelinde ele alan yayımlanmış bir Yargıtay kararına ise bu incelemede rastlanmamıştır; karşılaştırmalı hukuk bu noktada yol göstericidir. Ses kimliğinin kayıttan bağımsız bir değer taşıdığını gösteren ünlü bir klasik örnek Midler v. Ford Motor Co. kararıdır. Bette Midler’ın özgün kaydı hiç kullanılmamış; ayırt edici ve yaygın biçimde bilinen sesi, bir otomobil reklamı için başka bir şarkıcıya kasten taklit ettirilmiştir. Ninth Circuit, bu vakıaya dayanan talebin dava edilebilir olduğuna karar vermiş; nihai bir sorumluluk hükmü kurmayarak dosyayı geri göndermiştir.11 Ortada çoğaltılmış bir kayıt bulunmasa bile tanınabilir sesin taklidi, hukuken korunan bir menfaate dokunabilmektedir.
Yapay zekâ bağlamında benzer bir ayrımı Pekin İnternet Mahkemesinin 2024 tarihli kararı kurmuştur. Mahkeme, sentetik sesin tını, tonlama ve telaffuz özellikleri nedeniyle davacıya atfedilebilir olmasını, ses üzerindeki kişilik menfaatinin değerlendirilmesinde esas almıştır. Çin Yüksek Halk Mahkemesinin sonradan yayımladığı ayrıntılı resmî özete göre hak sahibi, bir yazılım şirketine kaydı ticarî veya ticarî olmayan amaçlarla kullanma, çoğaltma ve değiştirme yetkisi vermiş; buna karşılık hiçbir şirkete sesini veya kaydı yapay zekâ ile işleme izni vermemiştir. Bu vakıadan çıkarılabilecek sınırlı sonuç, kayıt üzerindeki sözleşmesel kullanım yetkisinin, ses kimliğinin yapay zekâ ile kullanımına verilen izinle zorunlu olarak örtüşmediğidir.12 Türk hukukunda da bir kayda ilişkin devir veya lisansın, ses kimliğinin klonlanmasına rıza anlamına gelip gelmediği, iznin kapsamının yorumuyla ayrıca belirlenmelidir.
Kişisel verilerin korunması
Bu rejimde önem taşıyan, ses kaydının veya sesten türetilen verinin kimliği belirli ya da belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilebilmesidir. Nitekim Yargıtay 18. Ceza Dairesi, hukuka aykırı delil tartışması bağlamında, kayda alınan seslerin kişisel veri olduğunu açıkça ifade etmiştir.13 Toplama, kaydetme, depolama, değiştirme, sınıflandırma, aktarma ve erişilebilir kılma gibi işlemler KVKK m. 3’teki işleme tanımına girer. Bir ses klonlama hizmetinde kaynak kayıtların elde edilmesi, konuşmacı özelliklerinin çıkarılması, modelin eğitilmesi, modelin kullanıcıya sunulması ve çıktıların saklanması; aktör, amaç ve kullanılan veri bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken işleme faaliyetleri oluşturabilir.14
Ses kimliği ile somut kayıt arasındaki ayrım, sesin sentetik olduğu savunmasının neden tek başına yeterli olmadığını da gösterir. Sentetik çıktı belirli bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemiyorsa, kişilik hakkı ve kişisel veri bakımından farklı bir değerlendirme yapılabilir. Hizmetin amacı ve sunumu belirli bir kişinin sesini tanınabilir biçimde üretmekse, çıktının teknik olarak yeni oluşturulmuş olması onun kişiyle ilişkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Tanınabilirlik, atfedilebilirlik, hizmetin pazarlanma biçimi ve kullanıcının hangi kişi adına çıktı ürettiği delille belirlenmelidir. BAM bu konuda esasa ilişkin bir hüküm kurmamıştır.
Sentetik içeriğin hukuken önemsiz sayılamayacağı, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğünde de görülmektedir. Tüzük, mevcut kişi veya olaylara benzeyen ve gerçekmiş izlenimi verebilen yapay zekâ üretimi ya da manipüle edilmiş ses içeriğini “deep fake” tanımına dâhil etmekte; bu tür içerik üreten veya değiştiren sistemi kullananlara, içeriğin yapay olarak üretildiğini ya da değiştirildiğini açıklama yükümlülüğü getirmektedir. Yükümlülük 2 Ağustos 2026’dan itibaren uygulanacaktır. Kanunla yetkilendirilmiş suç önleme ve soruşturma amaçlı kullanımlar için istisna, açıkça sanatsal veya kurgusal içerik için hafifletilmiş bir açıklama biçimi öngörülmüştür. Bu şeffaflık yükümlülüğü; kişilik hakkı, telif hakkı, veri koruması veya haksız rekabet bakımından yapılacak değerlendirmelerin yerine geçmeyecek, ama onlara eklenecektir.15
KVKK m. 5/2-d, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilen kişisel verilerin açık rıza aranmaksızın işlenebilmesine imkân tanır. Ancak alenileştirme, kamuya açık hâle gelen veriyi her amaçla serbestçe kullanılabilir kılmaz. Kişisel Verileri Koruma Kurumunun Kasım 2025 tarihli Üretken Yapay Zekâ ve Kişisel Verilerin Korunması Rehberi, veri işlemenin ilgili kişinin alenileştirme iradesiyle uyumlu olması gerektiğini belirtmektedir. Rehberde, sosyal medyada kamuya açık paylaşılan verilerin üretken yapay zekâ modeli eğitmek amacıyla m. 5/2-d’ye dayanılarak kullanılamayacağı; bir kişinin internet ortamındaki fotoğraf veya bilgileriyle yüzünü, sesini ya da yazışma tarzını taklit eden modeller geliştirilmesinde m. 5/2-f’deki meşru menfaat şartına da dayanılamayacağı açıklanmaktadır.16
Rehber, mahkemeyi bağlayan bir kaynak değildir; fakat alenileştirme savunmasının değerlendirilmesinde doğrudan ilgili bir idarî yorum sunmaktadır; bu yorumun sınırı, aşağıda ele alınan Viennalife kararıyla birlikte okunmalıdır. Bir oyuncunun filmdeki veya bir komedyenin gösterideki sesini kamuya ulaştırması, bu kayıtların kişiye özgü ticarî bir ses modeli geliştirmek için kullanılmasına yönelik iradeyi kendiliğinden göstermez. Hangi kayıtların, kim tarafından, hangi amaçla ve hangi hukukî sebebe dayanılarak işlendiği, esasa bakan mahkemece belirlenmelidir.
Alenileştirme amacı ölçütünün bir anayasal sınırı da ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Viennalife başvurusunda; ilgilinin iletişim bilgilerini bir hizmet ilanı sitesinde yayımlamış olmasına rağmen bu verileri pazarlama aramasında kullanan şirkete, verilerin “alenileştirme amacı dışında” kullanıldığı gerekçesiyle idarî para cezası verilmesini incelemiştir. Mahkemeye göre m. 5/2-d’nin lafzında alenileştirme amacına uygunluk şartı yer almamakta, bu ölçüt Kurumun rehberine dayanmaktadır; kanunda bulunmayan bir unsura dayanılarak yaptırım uygulanması suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal etmiştir.17 Karar, amaç ölçütünü büsbütün geçersiz kılmamakta; sınırı yaptırım boyutunda çizmektedir. İncelenen dava ise bir özel hukuk uyuşmazlığıdır. Tazminat ve önleme talepleri bakımından hukuka aykırılık, kanunilik ilkesinin katılığına bağlı olmaksızın, alenileştirmeye yönelik iradenin kapsamı TMK m. 24 çerçevesinde yorumlanarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte Viennalife kararından sonra alenileştirme savunmasının yalnız Rehber’e atıfla karşılanamayacağı; amaç sınırının özel hukukta da rızanın kapsamı gibi kanuni dayanaklarla gerekçelendirilmesi gerektiği açıktır.
Davalının ses dosyalarının uygulamadan ve kullanıcı cihazlarından silindiği yönündeki savunması da davanın bütünü hakkında tek başına sonuç doğurmaz. Önleme ve sona erdirme talepleri bakımından hangi verinin hangi sistemden kaldırıldığı, modelin davacıyla ilişkilendirilen ses üretme kabiliyetinin sürüp sürmediği, yedeklerin ve türetilmiş verilerin durumu ile silme işleminin denetlenebilirliği araştırılmalıdır. Dosyanın arayüzden kaldırılması ile verinin bütün işleme sistemlerinden silinmesi aynı işlem değildir. Öte yandan belirli bir model mimarisi bilinmeden, yeniden eğitim dâhil tek bir teknik çözümün zorunlu olduğu da söylenemez.18
Avrupa Veri Koruma Kurulunun 28/2024 sayılı görüşü, kişisel verilerle eğitilen her yapay zekâ modelinin kendiliğinden anonim sayılamayacağını ve anonimlik iddiasının kural olarak somut model üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Kurul, bir kişinin ses kayıtları üzerinde o kişinin sesini taklit etmek üzere ince ayar yapılan üretken modeli ayrıca ele almış; böyle bir modelin doğası gereği belirli veya belirlenebilir kişiye ilişkin bilgi içerdiğini, kişisel veri işlediğini ve anonim sayılamayacağını açıkça ifade etmiştir.19 Somut sistem gerçekten davacının kayıtları üzerinde kişiye özgü ince ayar yapılan bu kategoriye giriyorsa, anonimlik savunması Kurulun yaklaşımıyla bağdaşmaz. Sistemin bu kategoriye girip girmediği ve girmiyorsa eğitim verisinin modelden doğrudan veya sorgular yoluyla elde edilme ihtimali, ancak teknik incelemeyle açıklığa kavuşturulabilir.
Saldırı tamamen sona ermişse TMK m. 25’teki sona erdirme talebinin konusu kalmayabilir. Tespit talebi, sona ermiş saldırının etkileri devam ettiği ölçüde; maddî ve manevî tazminat talepleri ise zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağına ilişkin şartları gerçekleştiği ölçüde incelenir. Dolayısıyla silme savunması, taleplerin tamamını kendiliğinden konusuz bırakmadığı gibi bütün talepler bakımından önemsiz de değildir.
Her ses kaydı biyometrik veri değildir. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun yaklaşımında biyometrik nitelik; fiziksel, fizyolojik veya davranışsal özelliklere ilişkin verinin belirli bir teknik işlemden geçirilmesi ve bunun gerçek kişiyi benzersiz biçimde tanımlamaya ya da doğrulamaya imkân vermesiyle doğar.20
Ses klonlama sisteminde konuşmacı vektörünün çıkarılması, kişiye özgü ince ayar yapılması veya bir ses profilinin kişi adıyla sunulması, kişisel veri işlendiğine işaret edebilir. Bu verinin özel nitelikli biyometrik veri sayılmasında belirleyici olan, sistemin birincil amacının kimlik doğrulama olup olmaması değil, özel teknik işlemle türetilen ses özelliklerinin gerçek kişiyi benzersiz biçimde tanımlamaya veya doğrulamaya elverişli olup olmadığıdır. Benzer ses üretme amacı, bu eşiğin her olayda aşıldığını tek başına kanıtlamaz. Buna karşılık sentez amacıyla oluşturulan kişiye özgü bir temsil, aynı zamanda benzersiz tanımlamaya elverişliyse biyometrik nitelik taşıyabilir. Model mimarisi, türetilen temsil ve fiilî kullanım biçimi bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir.
Haksız rekabet ihtimali
Belirli bir kişinin tanınmışlığından yararlanılarak ücretli bir ses üretim hizmeti sunulması, kişilik hakkı ve veri korumasının yanında haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasını da gerektirebilir. TTK m. 54-55 bakımından değerlendirme; davranışın rekabet ilişkilerini etkileyip etkilemediğine, dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığına, hizmet ile kişi arasında yanıltıcı bir bağlantı kurulup kurulmadığına ve başkasının tanınmışlığından yararlanılıp yararlanılmadığına göre yapılmalıdır. Bu nitelendirme kendiliğinden gerçekleşmez.
Aynı kullanımın hem kişilik değerine hem rekabet düzenine dokunabildiğini Waits v. Frito-Lay kararı göstermektedir. Bir ürün reklamında Tom Waits’in gerçek kaydı yerine, onun ayırt edici ve yaygın biçimde bilinen profesyonel sesini kasten taklit eden başka bir icracının kaydı kullanılmıştır. Ninth Circuit, hem ses kimliğinin izinsiz ticarî kullanımına hem Lanham Act § 43(a) kapsamındaki gerçeğe aykırı destek izlenimine dayanan hükümleri esas bakımından korumuş; yalnız aynı zararı ikinci kez karşılayan tazminatı mükerrerlik nedeniyle kaldırmıştır. Kümülatif koruma ile mükerrer tazminat arasındaki bu ayrım, Türk hukukunda kişilik hakkı ve haksız rekabet taleplerinin yarışması bakımından da öğreticidir.21
TTK m. 56; ekonomik menfaati veya meslekî itibarı zarar gören ya da böyle bir tehlikeyle karşılaşan kişiye tespit, men, maddî durumun ortadan kaldırılması ve şartları varsa tazminat talepleri tanır. Kusur bulunan hâllerde hâkim, maddî tazminat olarak davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da hükmedebilir. Bu düzenleme doğrudan bir kazanç iadesi kuralı değildir; kişilik hakkına saldırıdan elde edilen kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre istenmesi TMK m. 25/3’te ayrıca düzenlenmiştir.22
Bağımsız bir haksız rekabet davası, TTK m. 4 ve m. 5 gereğince asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girebilir. İncelenen kararda ise böyle bir vakıa ve talep üzerinden görev değerlendirmesi yapılmamıştır. Bu ihtimal, mevcut görevsizlik kararının yanlış olduğunu göstermez; ses klonlama davalarında görev sonucunun dava dilekçesindeki vakıa ve talep kurgusuna bağlı olduğunu bir kez daha ortaya koyar.
Görev çizgisinin bu kesişim alanında tartışmalı olduğu, Yargıtay’ın güncel bir uyuşmazlığın giderilmesi kararında da görülmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; haberlerin izinsiz kullanılmasına dayanılarak TTK m. 54 vd. uyarınca açılan davalarda görevli mahkeme konusunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi daireleri arasında doğan uyuşmazlığı, hukukî nitelendirmenin hâkime ait olduğunu vurgulayarak fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesi lehine gidermiştir. Çoğunluğa göre iddianın haksız rekabet hükümlerine dayandırılması belirleyici değildir; haberden izinsiz yararlanma iddiası, eser niteliği, iktibas serbestisi ve kaynak gösterme yükümlülüğü bakımından FSEK hükümleriyle değerlendirilmek zorundadır. Karşı oy ise dilekçede FSEK kapsamında bir eser iddiası bulunmadığını ve işaret, resim ile sesi koruyan FSEK m. 84 gibi özel haksız rekabet hâllerinin somut olayda söz konusu olmadığını belirterek asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu savunmuştur.23 Konusu haber olmakla birlikte karar, ses klonlama davalarına da taşınabilecek iki tespiti içermektedir: görev, dilekçede anılan kanun adına göre değil, uygulanması gereken hükümlere göre belirlenir; aynı vakıanın hangi hükümle değerlendirileceği ise özel hükümlerle genel haksız rekabet hükümlerinin kesiştiği alanda Yargıtay içinde dahi tartışmalıdır.
Sonuç
Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi, görev uyuşmazlığını, dava dilekçesine yansıyan vakıa ve talepleri kişilik hakkı ile kişisel verilerin korunması çerçevesinde değerlendirerek asliye hukuk mahkemesi lehine çözmüştür. Bu sonuç, mevcut talep yapısı bakımından savunulabilir.
Gerekçede belirleyici olması gereken, davacının FSEK adını kullanıp kullanmaması değil, ileri sürülen vakıaların FSEK’in düzenlediği bir hukukî ilişki kurup kurmadığıdır. HMK m. 33 hâkime doğru hukukî nitelendirme görevi yükler; HMK m. 25 ve m. 26 ise ileri sürülmemiş bir kaynak kaydın, korunan icranın veya talebin hâkim tarafından yaratılmasına engeldir. Bu çerçevede, belirli bir korunan icranın eğitim sırasında çoğaltıldığı iddiası ileri sürülürse FSEK m. 80 ve m. 76 uygulanabilir; davacının oyuncu veya komedyen olması bu sonucu tek başına doğurmaz.
Esasa bakacak mahkemenin önündeki asıl sorunlar farklıdır: kullanılan kaynak kayıtların belirlenmesi, sesin davacıya atfedilebilirliği, veri işleme zincirindeki aktörler ve amaçlar, alenileştirme iradesinin sınırı, silme işleminin kapsamı, modelin davacıyla ilişkilendirilen ses üretme kabiliyetinin sürüp sürmediği ve sesten türetilen temsilin kişiyi benzersiz biçimde tanımlamaya veya doğrulamaya elverişli olup olmadığı. Bu soruların cevabı; taraf iddialarının yanı sıra sözleşmelerin, teknik kayıtların ve bilirkişi incelemesinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Kararın ortaya koyduğu temel sorun, ses klonlamanın tek bir hukukî konuya indirgenememesidir. Ses kimliği, kayıt, icra ve kişisel veri farklı koruma şartlarına bağlıdır; incelenen yabancı kararlar, tanınabilir sesin somut kayıttan ayrı bir kişilik değeri taşıyabildiğini; Yargıtay uygulaması da belirli bir tespite dayanan icra ve kaydın kendi rejimleri içinde korunduğunu ortaya koymaktadır. Kümülatif koruma mümkündür; ancak kendiliğinden gerçekleşmez. Görevli mahkeme ve uygulanacak hükümler de teknolojinin genel adından değil, bu unsurlardan hangisinin hangi vakıa ve taleple yargılamaya taşındığından hareketle belirlenmelidir.
Dipnotlar
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2026/1078, K. 2026/1119, 22.05.2026, UYAP doküman no. 1208742900, karar metni. Kararın okunabilir web nüshası için ayrıca bkz. Dijital Şerh.↩
- 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu m. 1-2, güncel metin.↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 20-23, güncel metin. Kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen görev kararının sonraki mahkemeyi bağlaması hakkında ayrıca bkz. Anayasa Mahkemesi, E. 2018/32, K. 2018/31, 28.03.2018, §§ 3-6 ve 11, karar metni.↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 25, 26, 33, 114 ve 115, güncel metin.↩
- Lehrman v. Lovo, Inc., No. 24-CV-3770 (JPO), Document 45, 10.07.2025, s. 13-60, özellikle s. 33-49 ve 58-60, United States District Court for the Southern District of New York, karar metni.↩
- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 84 ve 86, güncel metin.↩
- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 76 ve 80, güncel metin. İcracı sanatçı haklarının kapsamı hakkında ayrıca bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/350, K. 2022/1638, 01.12.2022.↩
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/18169, K. 2015/3337, 11.03.2015 (İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 19.09.2014 tarihli ve E. 2013/14, K. 2014/196 sayılı kararının onanması).↩
- Laws v. Sony Music Entertainment, Inc., 448 F.3d 1134, 1137-1146 (9th Cir. 2006), karar metni.↩
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 24-25, güncel metin; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58, güncel metin.↩
- Midler v. Ford Motor Co., 849 F.2d 460, 462-463 (9th Cir. 1988), karar metni.↩
- Beijing Internet Court, “AI-generated voice mimicry infringes on rights”, 24.04.2024, resmî özet; Supreme People’s Court of the People’s Republic of China, “未经许可AI化使用他人声音,应承担人格权侵权责任” [İzinsiz olarak başkasının sesinin yapay zekâ ile kullanılması kişilik hakkı ihlali sorumluluğu doğurur], tipik olay no. 2, 11.06.2025, ayrıntılı resmî özet.↩
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2017/6841, K. 2017/15004, 18.12.2017. Karar, rıza dışında elde edilen ses kaydının delil değerine ilişkindir; kayda alınan seslerin kişisel veri niteliği kararın hukuksal değerlendirme bölümünde açıkça vurgulanmaktadır.↩
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 3-5, güncel metin.↩
- Regulation (EU) 2024/1689 (Artificial Intelligence Act), m. 3/60, 50/4, 50/6 ve 113, resmî metin.↩
- Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Üretken Yapay Zekâ ve Kişisel Verilerin Korunması Rehberi (15 Soruda), Kasım 2025, s. 41-45, özellikle Örnek 11, PDF.↩
- Anayasa Mahkemesi, Viennalife Emeklilik ve Hayat A.Ş. [GK], B. No: 2020/32193, 27.01.2026, §§ 32 ve 40-45, karar metni.↩
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 7, güncel metin; Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hâle Getirilmesi Hakkında Yönetmelik m. 7-10, resmî metin; Kişisel Verileri Koruma Kurumu, silme, yok etme ve anonim hâle getirmeye ilişkin açıklama ve rehber.↩
- European Data Protection Board, Opinion 28/2024 on Certain Data Protection Aspects Related to the Processing of Personal Data in the Context of AI Models, 17.12.2024, §§ 29, 34 ve 41-43, PDF (18.12.2024 tarihinde yayımlanmıştır).↩
- Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 01.12.2020 tarihli ve 2020/915 sayılı Karar Özeti, karar özeti; Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Biyometrik Verilerin İşlenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlara İlişkin Rehber, s. 9-11 ve 21-22, PDF.↩
- Waits v. Frito-Lay, Inc., 978 F.2d 1093, 1097-1112 (9th Cir. 1992), karar metni.↩
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4, 5, 54-56, güncel metin; 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 25/3, güncel metin.↩
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4292, K. 2025/5784, 29.09.2025 (5235 sayılı Kanun m. 35 uyarınca bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi; karşı oyla birlikte).↩



